Librería Samer Atenea
Librería Aciertas (Toledo)
Kálamo Books
Librería Perelló (Valencia)
Librería Elías (Asturias)
Donde los libros
Librería Kolima (Madrid)
Librería Proteo (Málaga)
Bir Fahişeye Tutuldum, bir aşk hikâyesi değildir. Bir itiraf metni de değildir. Bu kitap, insanın 'normal' denilen hayatın içinde nasıl yavaş yavaş kendinden uzaklaştığını, bunu fark ettiğinde ise artık her şeyin ne kadar geç olabildiğini anlatan bir yüzleşme metnidir.Toplum, ilişkileri doğru ve yanlış diye ayırır. Kutsanan bağlar vardır, ayıplanan yakınlıklar vardır. Saygı duyulan kadınlar ve görmezden gelinen kadınlar... Oysa bu ayrımların çoğu, hakikatten çok düzenin konforunu korumaya yarar. Bu kitap, tam da bu konfor alanının dışına bakmayı teklif eder.Hikâye, dışarıdan bakıldığında 'başarılı' sayılan bir erkeğin hayatından başlar. Düzeni vardır, ailesi vardır, saygınlığı vardır. Her şey olması gerektiği gibidir. Ancak bu 'olması gereken' hayatın içinde, adını koyamadığı bir boşluk giderek büyür. Susarak taşınan eksiklikler, zamanla görünmez bir yalnızlığa dönüşür. Ve insan bazen en kalabalık hayatın içinde bile tek başına kalabilir.Bir noktada, bu adam, toplumun 'yanlış' dediği bir yerde, yıllardır bulamadığı bir karşılıkla yüzleşir. Bu karşılaşma bir romantik kaçış değildir. Bir ahlaki çözülme de değildir. Daha çok zihinsel bir sarsıntıdır. Çünkü insan, kendisine karşılık verilen yerde durmak ister. Bu, ahlaki bir tercih değil; varoluşsal bir reflekstir.Kitap boyunca 'ahlak', 'sadakat', 'namus', 'evlilik' ve 'arzu' kavramları hazır tanımlar üzerinden değil, yaşanan gerçeklikler üzerinden sorgulanır. Hayat kadını ile ev kadını arasındaki fark, toplumsal etiketlerin ötesinde ele alınır. Kimse aklanmaz, kimse suçlanmaz. Çünkü mesele bireyler değil; bireyleri bu noktalara sürükleyen görünmez sistemdir.Bir Fahişeye Tutuldum, okuru rahatlatan cevaplar vermez. Bilakis, rahatsız eden sorular bırakır. Bu yüzden bir 'mesaj kitabı' değildir. Bir öğüt metni hiç değildir. Okurdan taraf olmasını değil, bakmasını ister. Yargılamasını değil, anlamaya çalışmasını talep eder.Bu kitap, ahlaki üstünlük kurmaya çalışanlar için yazılmadı. Kendi doğrularından emin olanlar için de değil. Bu metin, kendine dürüst olmayı göze alabilenler içindir. Hayatın bazı yerlerinde susarak payı olduğunu kabul edebilenler için...Sonunda net bir hüküm yoktur. Çünkü hayat da net hükümlerle işlemez. Geriye sadece şu soru kalır:İnsan, gerçekten yanlış olan bir yerde mi durmuştur; yoksa doğru bildiği yerde çoktan kaybolmuş mudur?Eğer bu kitabı bitirdiğinizde kafanızda tek bir soru kalıyorsa, metin amacına ulaşmıştır.